Bu bölüm İsveç'teki yasaları ve polisin, savcının ve mahkemelerin nasıl çalıştığını konu alır.
Temel yasalar
Bir grundlag'ı (temel yasa) değiştirmek özellikle zordur. İsveç'te 4 grundlag vardır. Bunlar regeringsformen (Yönetim Biçimi Yasası), tryckfrihetsförordningen (Basın Özgürlüğü Yasası), yttrandefrihetsgrundlagen (İfade Özgürlüğü Temel Yasası) ve successionsordningen'dir (Tahta Veraset Yasası).
Regeringsformen'e göre tüm kamu gücü halktan gelir. Riksdagen yasalara karar verir, regeringen ise ülkeyi yönetir. Regeringsformen ayrıca vatandaşların temel özgürlüklerini ve haklarını korur. Kamu gücü, herkesin eşit değerine, özgürlüğüne ve onuruna saygı gösterilecek şekilde kullanılmalıdır.
Diğer temel yasalar
Tryckfrihetsförordningen sayesinde herkes özgürce kitap ve gazete yayımlayabilir. Yttrandefrihetsgrundlagen, örneğin radyo ve televizyonda, kişinin düşüncesini söyleme özgürlüğünü korur. İsveç'te yaşayan biri ayrıca derneklere katılabilir, yeni dernekler kurabilir ve gösteri yapabilir.
Ama ifade özgürlüğünün de sınırları vardır. Birini karalamak, yani başkalarının o kişiyi küçük görmesine yol açabilecek bilgiler yaymak, suçtur. Bir gruba yönelik kışkırtma (bir gruba yönelik tehdit veya aşağılama) ve nefret suçları da yasaktır. Savunmayla ilgili sırlar da yayılamaz, çünkü bu İsveç'in güvenliğine zarar verebilir.
Son grundlag'ın adı successionsordningen'dir. Bu yasa, bir sonraki kral veya kraliçenin kim olacağını belirler.
Herkesin doğa hakkı
Doğada özgürce hareket etme hakkına allemansrätten (herkesin doğa hakkı) denir. Bu hak çok eskidir ve regeringsformen tarafından korunur. Hak, başkasına ait arazilerde de geçerlidir. Meyve, mantar ve çiçek toplayabilir; yürüyebilir, bisiklete binebilir, kürek çekebilir, kamp yapabilir ve ateş yakabilirsiniz.
Ama doğaya zarar verilmemeli ve arazi sahibi rahatsız edilmemelidir. Bir çiftçinin tarlalarından veya başkalarının bahçelerinden geçmeyin, çöp de bırakmayın. Bazı nadir bitkiler yasayla korunur ve onları toplamamalısınız.
Yargı sistemi
Yargı sistemi, hukuk ve adaletle uğraşan kamu kurumlarına verilen ortak addır. Polis, suçları önlemek ve soruşturmak için çalışır. Åklagarmyndigheten'deki (Savcılık Teşkilatı) bir savcı, şüphelinin mahkemeye çıkarılıp çıkarılmayacağına karar verir.
Bir mahkeme delilleri inceler ve ardından bir ceza verebilir. Bu, örneğin hapis cezası veya para cezası (ödemeniz gereken bir miktar para) olabilir. Mahkeme kişiyi beraat da ettirebilir; bu durumda kişi mahkum edilmez.
Brottsoffermyndigheten (Suç Mağdurları Kurumu), bir suçtan zarar görmüş kişiye destek olur. Kriminalvården (Ceza İnfaz Kurumu) hapishaneleri yönetir. Ayrıca mahkum olan kişinin cezasını çekmesini, yani yerine getirmesini, sağlar.
Hukuki güvenlik ve mahkemeler
Yasa herkes için eşit geçerli olmalı ve herkes adil bir yargılama hakkına sahip olmalıdır: buna hukuki güvenlik denir. Biri mahkum edilmeden önce deliller dikkatle incelenmelidir. Mahkemeler bağımsızdır; ne regeringen'in (hükümet) ne de riksdagen'in (parlamento) nasıl karar verecekleri konusunda söz hakkı vardır. Kararın hatalı olduğunu düşünen biri, daha üst bir mahkemeye itiraz edebilir.
Bir mahkeme tarafından bir suçtan mahkum edilene kadar herkes masum sayılır. Mahkemeler ayrıca anlaşmazlıkları da çözer; örneğin ebeveynler velayet, yani çocuklardan sorumluluk konusunda anlaşamadığında. Bu tür davalara hukuk davası denir.
Mahkemeler 3 düzeydedir. Hem ceza davaları hem de hukuk davaları önce bir tingsrätt'te (yerel mahkeme) görülür. İtiraz edilen davalar bir hovrätt'e (istinaf mahkemesi) taşınır. En üstte ise yalnızca bazı önemli davalara bakan Högsta domstolen (Yüksek Mahkeme, HD) bulunur.
Polis ve suç soruşturması
İsveç vatandaşları pasaportlarını ve ulusal kimlik kartlarını polisten alır. Biri bir gösteri düzenlemek isterse, izni veren polistir.
Bir suç soruşturmasının birçok aşaması vardır. Önce suçtan zarar gören kişi polise şikayette bulunur. Ardından polis sorgu yapar, yani olanlar hakkında sorular sorar. Ön soruşturma sırasında polis delil arar ve tanıkları dinler.
Polis, güçlü şüphelendiği bir kişiyi gözaltına alabilir, yani yakalayabilir. Alıkoyma kararını ise bir savcı verir. Alıkoyma, kişinin en fazla 72 saat kapalı tutulması anlamına gelir. Daha fazla delil ortaya çıkarsa, bir mahkeme tutuklamaya karar verebilir. Tutuklama, kişinin daha uzun bir süre kapalı tutulması anlamına gelir.
Yargılama ve ceza
Soruşturma tamamlandığında, savcı davanın mahkemeye taşınıp taşınmayacağına karar verir. Sanığın, yani suçlanan kişinin, suçlu olduğunu kanıtlaması gereken savcıdır. Sanık, savcıya karşı çıkabilecek ve başka deliller sunabilecek bir avukattan yardım alabilir. Yargıç her iki tarafı da dinledikten sonra, sanığın mahkum mu edileceğine yoksa beraat mi ettirileceğine karar verir.
Tingsrätten'de nämndemän (halk yargıçları) de karar vermeye katılır. Bir nämndeman (halk yargıcı) halkı temsil eder ve şeffaflık sağlar, yani sıradan insanların mahkemenin nasıl çalıştığını görmesini mümkün kılar. Nämndemän, siyasi partilerin önerileri doğrultusunda kommunfullmäktige (belediye meclisi) tarafından seçilir.
Genel kural olarak bir kişi 15 yaşından itibaren bir suçtan mahkum edilebilir; bu sınıra straffmyndighetsålder (ceza sorumluluğu yaşı) denir. 10 Eylül 2026'dan bu yana, en düşük cezası en az 4 yıl hapis olan bir suçta 14 yaşındaki biri de mahkum edilebilir. Daha küçük bir çocuk suç işlerse, ne yapılacağına socialtjänsten (sosyal hizmetler) karar verir. Bir suçtan mahkum olan kişi belastningsregistret'e (sabıka kaydı) girer. Bu kayıt daha sonra iş, ehliyet veya vatandaşlık başvurusunda bir engel olabilir.