Burada insan hakları ve İsveç'in kadınları, çocukları ve azınlıkları şiddete ve ayrımcılığa karşı nasıl koruduğu hakkında okursunuz.
Herkes için haklar
İnsan haklarının arkasındaki fikir basittir: tüm insanlar aynı haklara sahiptir. Grundlagen (temel yasa) regeringsformen'e göre, devlet ve kommun (belediye) gibi kamu kurumları eşitlik için çalışmalı ve ayrımcılığa karşı mücadele etmelidir. Ayrımcılık yapmak, birine başkalarından daha kötü davranmak demektir.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, 1945 yılında, 51 ülke Birleşmiş Milletler'i (BM) kurdu. 1948 yılında, madde adı verilen 30 kuraldan oluşan BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi kabul edildi. Bildirgeye göre herkes özgür doğar ve aynı değere ve haklara sahiptir.
Herkesin şiddet görmeden yaşama, düşüncesini söyleme ve dinini ya da hiçbir din seçmeme hakkı vardır. Ayrıca çalışma, dinlenme, tatil ve eğitim hakları da vardır. Hayati tehlike içinde olan kişinin kaçma ve yurt dışında sığınma, yani koruma, talep etme hakkı vardır. Kimseye cinsiyeti veya ten rengi yüzünden ayrımcılık yapılamaz. Herkesin bir vatandaşlığa sahip olma hakkı vardır ve kimse yasada belirtilen geçerli bir neden olmadan vatandaşlığını kaybedemez.
Cinsiyet eşitliği
İsveç'te cinsiyet eşitliği, kadınların ve erkeklerin aynı haklara ve yükümlülüklere sahip olması anlamına gelir. Ayrıca toplumu ve kendi hayatlarını etkileme konusunda da eşit güce sahip olmaları gerekir.
Amaç, kadın ve erkek politikacı sayısının eşit olmasıdır. Bu nedenle partiler, oy pusulalarına hem kadın hem de erkek adaylar koymaya teşvik edilir. Föräldrapenning (ebeveyn ödeneği), yani izin süresince verilen para sayesinde, hem kadınlar hem de erkekler küçük çocuklarıyla evde kalabilir. Devlet, ebeveynlerin izni paylaşmasını ister.
Şiddet, namus ve seks satın alma
Yakın ilişkilerdeki şiddet, örneğin bir aile üyesinden gelen şiddet, bir suçtur. Samtyckeslagen'e (rıza yasası) göre, evlilik içinde bile olsa, karşı tarafın cinsel ilişki istediğinden emin olmak gerekir.
İsveç yasaları namusla ilişkilendirilen şiddeti ve baskıyı da yasaklar. Bu tür şiddette bir aile veya grup, üyelerinin nasıl yaşayacağını kontrol etmeye çalışır. Ailenin kurallarını çiğneyen kişi şiddete, tehdide veya zorla evlendirilmeye maruz kalabilir. Mağdurlar kadınlar ve kız çocukları olabileceği gibi, erkekler, erkek çocukları ve hbtqi (LGBTİ+) bireyler, örneğin eşcinseller de olabilir. Çocuk evliliği yasak olduğu için 18 yaşından küçük hiç kimse evlenemez.
Jämställdhetsmyndigheten (Cinsiyet Eşitliği Kurumu), ülke genelinde namusla ilişkilendirilen şiddet ve baskıyla mücadele çalışmalarından sorumludur. Seks satın almak yasaktır, ama satan kişi cezalandırılmaz.
Çocuk Hakları Sözleşmesi
BM'nin çocuk hakları hakkındaki sözleşmesine barnkonventionen (Çocuk Hakları Sözleşmesi) denir. 2020 yılında İsveç yasası haline geldi. Devlet, nihayetinde tüm yasaların bu sözleşmeyle uyumlu olmasını sağlamalıdır. Mahkemeler, kamu kurumları, region (bölge) ve kommun da bu sözleşmeye uymalıdır.
Politikacılar ve kamu kurumları çocukları ilgilendiren bir konuda karar vermeden önce, çocukların görüşlerini söylemesine izin verilmelidir. Ebeveynlerin çocuğun kiminle yaşayacağı konusunda anlaşamadığı bir boşanmada, mahkeme çocuğu dinlemelidir. Kommunen okul, konut veya oyun alanı inşa ederken çocuğun yüksek yararını göz önünde bulundurmalıdır. Ebeveynler çocuğun yetiştirilmesinden ve gelişiminden sorumludur, toplum da onlara destek olmalıdır.
Çocuklara karşı şiddet yok
Hem barnkonventionen hem de İsveç yasaları çocuklara karşı her türlü şiddeti yasaklar. Bu, hapis cezasıyla sonuçlanabilecek bir suçtur. Şiddet; fiziksel saldırı, cinsel istismar, psikolojik şiddet veya kadın sünneti (kız çocuklarının cinsel organlarına zarar verilmesi) şeklinde olabilir.
Bu yasak herkes için, her yerde, evde bile geçerlidir. 1979 yılında İsveç, çocuk dövmeyi, yani dayağı, yasaklayan dünyanın ilk ülkesi oldu. Bu yasağa agaförbudet (dayak yasağı) denir.
Azınlıklar ve yerli halk
İsveç'te 5 ulusal azınlık vardır: Yahudiler, Romanlar, Samiler, İsveç Finleri ve Tornedalen halkı. Bunlar burada çok uzun zamandır yaşamaktadır ve 2000 yılında resmen tanınmıştır. Dilleri Yidiş, romani chib, Samice, Fince ve meänkieli'dir. Azınlıklar kamu kurumlarıyla, anaokulunda ve yaşlı bakımında kendi dillerini konuşabilir.
İsveç, Samileri bir yerli halk olarak da tanır. Samilerin, İsveç, Norveç, Finlandiya ve Rusya'da yer alan Sápmi bölgesiyle çok eski bir bağı vardır. İsveç'in kendi topraklarında Samilerin arazi ve doğal kaynaklar üzerinde özel hakları vardır. Bir sameby'nin (Sami köyü) üyeleri, belirli otlak bölgelerinde renskötsel, yani ren geyiği yetiştiriciliği, yapabilir.
Samiler kendi parlamentoları olan Sametinget'i (Sami Parlamentosu) seçer. Bu parlamento, Samileri dil, kültür ve kimlik konularında temsil eder. Sametinget tavsiyelerde bulunur ve bir kamu kurumu gibi bazı görevleri de vardır.
Hbtqi ve ayrımcılık
Hbtqi'deki harfler eşcinselleri, biseksüelleri, trans bireyleri, queerleri ve interseks bireyleri temsil eder. Aynı cinsiyetten kişiler birbiriyle evlenebilir. Eşcinsellik, 1944 yılında İsveç'te suç olmaktan çıktı. 2003'ten bu yana eşcinsel çiftler çocuk evlat edinebiliyor, 2009'dan bu yana ise Svenska kyrkan'da (İsveç Kilisesi) evlenebiliyor.
Diskrimineringsombudsmannen (Ayrımcılık Ombudsmanı, DO), diskrimineringslagen'e (Ayrımcılık Yasası) uyulup uyulmadığını denetleyen bir kamu kurumudur. Yasa, şirketlerin ve kuruluşların ayrımcılık yapmasını yasaklar. Koruma; cinsiyet, yaş, din veya başka bir inanç, etnik köken ve cinsiyet kimliği veya cinsiyet ifadesi için geçerlidir. Ayrıca engellilik ve cinsel yönelim için de geçerlidir.
Nefret suçu, bir kişiye belirli bir gruba ait olduğu için işlenen bir suçtur. Nefret suçu işleyen kişi daha ağır bir ceza alır.